Embed

Ölü kalp ibadet edemez

İnsanda Allah ve ahiret sevgisini oluşturan ve güçlendiren şey, Allah'ın ma’rifeti ve Allah'a ibadettir.
İnsanda dünya sevgisi uyandıran ve kuvvetlendiren şey ise nefsin şehvetlerine uymaktır. Nefsin şehvetleri bu yüzden kötülenmiştir.
 

Ölü kalpler vardır, bir de diri olan kalpler vardır. İnsanın vücudundaki kalp, gafil olursa, ölür. Onun için de insan namaz kılamaz, oruç tutamaz, zikir yapamaz ve günahlardan korunamaz hale gelir. Ama diri olan, gafletten uzak olan kalpte, Allah-u Zülcelal'in feyzi, rahmeti, nisbeti ve affı vardır.


 

Zaten insan kalbiyle, "Allah, Allah" derse, Allah-u Zülcelal'in rahmetine, affına talip olmuş demektir. Allah-u Zülcelal'i zikrederek, O'nu yardıma çağırmış olur. Allah-u Zülcelal'in yardımı olmazsa insanın hali ne olur? Onun için çaremiz Allah-u Zülcelal'in zikridir. Kendimizi bundan mahrum edersek, kalbimiz ölü bir kalp haline gelir.


 

İnsanın vücudu bir şehir gibidir. Bu şehrin içinde iyi insanlar da vardır, kötü insanlar da vardır. Kişi, bu şehrin başında bulunan sultan gibidir. Akıl onun veziridir. Akla daima danışması lazımdır. Çünkü akıl bir cevherdir. İşlerini akıl ile beraber yaparsa kolay kolay yanılmaz. Ama -çoğunlukla- nefis, şeytanla birlik olup aklı tesirsiz hale getiriyor. Yoksa akıl herşeyi doğru olarak anlar. Nefis onu aldatıyor.


 

Vücudun içindeki kötü ahlaklar kibir, riya, ucub gibi ahlaklardır. Onun için insan kendini hiç (bir şey) görmemelidir. Dünyadaki bütün salih kimselerin ibadetini de yapsa, Allah-u Zülcelal'in karşısında bu  ibadet bir zerre kadar, hatta bu ibadeti kendisine bir hata olarak görmesi lazımdır.


 

İşte, bir şehir gibi olan vücuttaki kibir, ucub, cimrilik gibi ahlaklar; şehirdeki kötü insanlar gibidirler. Tabi bir şehirde nasıl iyi insanlar varsa, vücutta da iyi ahlaklar vardır. Bu ahlaklar Allah'ın muhabbeti, Allah'ın rızasına karşı duyulan samimiyet, hilim, haya gibi güzel ahlaklardır.


 

Peki padişah şehrin iyi insanlarına hiç itibar etmeyip, kötü insanlara itibar ederse, o iyi insanlarda huzur kalır mı? Biz de vücudumuzda bulunan kibre, ucuba, cimriliğe, dünya hırsı gibi kötü ahlaklara itibar edersek, güzel olan ahlaklar huzursuz olurlar.

 


 

Onun için bir sultan, kendi şehrinde adaletli ve güzel bir şekilde nasıl yönetim gösteriyorsa, biz de vücudumuzda bulunan iyi ve kötü ahlaklar üzerinde disiplinle durup; sadece daima Allah-u Zülcelal'in razı olacağı ahlakları vücudumuzda bırakıp diğerlerinin hepsini yok etmemiz lazımdır. O zaman vücudumuz, ruhumuz, kalbimiz yalnızca Allah-u Zülcelal'e kalır ve ‘O'nun için’ olur.


 

İslam dininde, manevi olarak zikir yapmak, Allah-u zülcelal'e karşı olan durumu düzeltmek kadar kıymetli bir şey yoktur.


 

Ancak kıyamet gününde ferahlanacağımız şeylerle ferahlanmamız lazımdır. Bu dünyada önümüze gelen güzel şeylerle ferahlanmak, sevinmek geçicidir.


 

Bakın! Hz. Ömer (radıyallahu anh) zamanında İslam ordusu bir savaştan çok büyük bir ganimetle döndü. Ganimeti Hz. Ömer (ra)a getirdiklerinde Hz. Ömer (radıyallahu anh) ağlamaya başladı. Ona dediler ki:


 

"Ya Emire'l Mü’minin! Biz bu ganimeti seni ferahlandırmak için getirdik. Ama sen ağlıyorsun!" Hz. Ömer dedi ki: "Evet! Ben sizin galip gelmenizden dolayı sevindim. Ama onun için ağlamıyorum. Getirdiğiniz dünya malı, bizi Allah-u Zülcelal'in sevgisinden alıkoyar, ahiretten alıkoyar, sevgisi bizim kalbimize girer diye korktuğum için ağlıyorum."


 

İşte onlar, dünyadan böyle çekiniyorlardı. Bir insan kendisini yılandan nasıl muhafaza ediyorsa, Allah-u Zülcelal'in dostları da kendilerini dünyadan böyle muhafaza ediyorlar ve dünyanın muhabbetinin kalplerine girmesinden öyle korkuyorlardı.


 

Tabii insanın elinde bir şey yoktur, herşey Allah-u Zülcelal'in elindedir. Yalnız elimizde bir cüz'i irade vardır. Onunla daima Allah-u Zülcelal'e yalvarmak, Allah'tan istemek ve Allah'a ibadet etmekle görevliyiz. Allah-u Zülcelal kudret ve azamet sahibidir.


 

Herşeyi O icad eder. Biz de elimizde olan cüz'i iradeyi kullanmamız lazımdır. Elimizde bulunan bu cüz'i iradeden ötürü, günah yaptığımız zaman Allah-u Zülcelal'e karşı sorumlu oluyoruz.


 

Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin... (Amin) 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !