Nafile ibadetlerin faziletleri...

"Herhangi bir kimse isteyerek gönlünden koparak üzerine farz edilmeyen amellerden bir hayır işlerse, şüphesiz Allah–ü Teala celle celalühü şükredici amellerine karşı onu mükâfatlandırıcı ve onun niyet ve taatını ziyade bilicidir."(1)

* * *
Ebu Hureyre radıyallahü anh peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizden rivayet ediyor: "Şüphesiz Allahü Teala buyurdu:
'Kim benim dostuma savaş açarsa muhakkak ben de ona savaş açarım. Kulum bana kendisine farz kıldığım ibadetten daha sevgilisi ile yaklaşmadı. Kulum bana nafileler ile yaklaşmaya devam eder. Ta ki ben onu severim. Ben onu sevdiğim zaman onun kulağı olurum, onunla işitir. Onun gözü olurum, onunla görür. Onun eli olurum, onunla tutar. Onun ayağı olurum, onunla yürür. Benden istediğinde hemen veririm. Bana sığındığı zaman hemen onu korurum. Yapmış olduğum hiçbir şeyden tereddüdüm olmadı. Benim tereddüdüm kâmil müminin tereddüdü olan ruhunu kabzetmemdir. Ben de onun kerih gördüğünü kerih görürüm."(2)

* * *
Görüldüğü gibi mümin kul tatavu (emrolunmadığı halde sırf kendi gönlünden koparak işlenen hayır) ve nafilelerle Allah–ü Teala'ya yaklaşa yaklaşa nihayet Allah–ü Teala onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olur. Her işittiğini hak kulağıyla işitir, her gördüğünü hak gözüyle görür, her bildiğini hak bilgisiyle bilir, hiçbir işinde şaşmaz, yanılmaz, aldanmaz, aldatılmaz, doğruca muradına erer, Allah–ü Teala ile kendisi arasında bu derece yakınlık kazanır.
Buhari sarihi Kirmani kuddise sırruhu "Nafile ibadetlerle Mevla'ya yaklaşmak, ancak tevazu ve tenezzülün en son derecesiyle olur" buyurmuşlardır.
Farz ve vaciplerin yerine getirilmesinden sonra, sırf gönülden coşularak devam edilen nafile hayırlar bu kadar büyük derecelere vesiledir; bunları herkes bilmeli, bilenler bilmeyenlere anlatıp onları da teşvik etmelidir.
İnsanların nafileleri terk etmeye başladığı şu zamanda, nafile ibadetler hakkında hadis–i şerifler ve izahatlar yazarak, mümin kardeşlerimizi bu faziletleri kazanmaya teşvik etmeyi uygun görüyor ve Rabbimizden, okuyup yazdıklarımızla amel etmeye bizleri muvaffak kılmasını niyaz ediyoruz.


NAFİLE İBADETLERİN FAZİLETİ HAKKINDA
HADİS–İ ŞERİFLER
Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki:
"Allah–ü Teala'ya çok secde etmeye bak, çünkü eğer sen, Allah–ü Teala için bir secde yaparsan, onun sayesinde Allah–ü Teala senin bir dereceni yükseltir ve onun sayesinde bir günahını siler."(3)
Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki:
"Namazların en faziletlisi; farzlar hariç, evlerinizde kıldığınız namazlardır."(4)
Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki:
''Evlerinizde nafile namaz kılın, onları içlerinde namaz kılınmayarak kabir haline getirmeyin."(5)
Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki:
"Sizin biriniz kasıtsız olarak farzlarından bir şey eksik ederse, Allah–ü Teala mutlaka onu eksilttiği namazı nafilesinden tamamlar."(6)
Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki.
"Şüphesiz Rabbinizin, zamanınızın günlerinde yaşadığınız anlarda, nefhalan rüzgâr gibi cömertçe esen hediyeleri vardır. O'na Rabbinize taarruz edin gece ve gündüz saatlerinde nafile ibadetlere devam ederek, kendinizi Rabbinizin hediyelerine hedef edin, umulur ki, onlardan biri size isabet eder de, ondan sonra ebedi mahrum olmazsınız."(7)
Peygamber Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem buyuruyor ki:
"Kısa da olsa iki rekât, dünya ve üzerindekilerden daha hayırlıdır. Eğer emrolunduğunuzu yapsaydınız elbette zahmetsiz ve sıkıntısız yerdiniz."(8)
Bu hadis–i şerifin izahında şöyle mana zikredilmiştir: "Eğer siz, emrolunduğunuz nafile namazları kılsaydınız ve Allahü Teala'ya hakkıyla güvenseydiniz, elbette hiç yorulmadan, sıkılmadan, zorlanmadan rızıklarınız size gönderilirdi. Ve geçiminizi temin için gece gündüz çalışmaya, kavgaya, gürültüye ve kötü sözlere düşmezdiniz."
Ayrıca bu hadis–i şerif, nafilelere devam edenin ahiretini kazanacağı gibi dünyasını da zahmetsizce helalinden kazanacağının delilidir. O halde geçim zorluğundan şikayet edenlerin düştüğü sıkıntıların, bu nafile ibadetlere karşı gevşekliklerinden ve zikir vakti uyuduklarından olduğu kesin olarak anlaşılmıştır.


 

Yorum Yaz