Huşû için ne yapalım?

Bahâeddîn Nakşibend Hazretleri’ne (kuddise sirruhu) sordular: “Bir kul, namazda nasıl huşûa erer?”
O da cevâben, “Dört şeyle” diye buyurup şunları beyân etti:



 

1 Helâl lokma,

2 Abdest sırasında gafletten uzak durmak,
3 İlk tekbîri alırken kendini huzûrda bilmek,
4 Namaz dışında da Hakk’ı aslâ unutmamak, yâni namazdaki huzûr, sükûn ve mâ’siyetten uzakta durma hâlini namazdan sonra da devâm ettirebilmek


 

Ailem Dergisi
 
 
Namaz, dünyayla bağları koparmaktır

Tasavvuf ricâline göre namaz divân-ı ilâhîde durmaktır Nitekim Cüneyd Bağdâdî’ye sordular: “Namazın farzı nedir? O şu karşılığı verdi: Dünya ile bağları koparmak, dikkati toplayarak divân-ı ilâhîde durmak Bu sözün anlamı şudur: Namazda beden seccâdede, akıl divân-ı ilâhîde olmalı, kalb huşû, âzâlar huzû ve huzûr ile dolmalı

Namazın bilinen şartlarını “fıkıh” ilmi tanzîm eder Fıkıhsız bir namaz mümkün değildir Ancak fıkhî şartları yerine getirilmiş; ama huşûdan uzak, darmadağınık bir kalb ile kılınan namaz da mûteber olamaz Dolayısıyla namazın zâhirini tanzîm eden fıkhî kaideler, kalb âlemini tezyîn eden mânevî kâidelerle bir araya geldiğinde ancak mûteber ve makbul bir namaz kılınabilir Kalb âleminin tezyîni ise, Kur’ân-ı Kerîm’de buyurulan tezkiye (arınma) sırrını gerçekleştirmekle mümkündür


Ailem Dergisi
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !